6 Haziran 2014 Cuma

Çalıntı zamanlar

Selamlar,
Yine takıldım kaldım şu alışkanlıklara,bir yığın sorularla geldim sana ki cevapları kişilere göre değişkenlik gösteren.
Bildiğim tek şey 'yazmak eylemdir'cümlesi.
Şu anda bu eylemi gerçekleştirmek üzereyim,sevinçle.
Altıncı hastalık altı ay ile üç yaş arası çocuklarda görülen viritük ve ateşli bir hasatalıkmış.Bu gün öğrendim.Vera Bilge'nin üç gündür ateşi düşmedi.Bu sabah götürdüğümüz doktor altıncı hastalık geçirdiğini ve korkacak bir şey olmadığını söyledi.İçimiz rahatladı.Çocuk yemeden içmeden kesildi.Bu gün bu saatlerde biraz daha iyice.Hastalık altı gün de geçiyormuş ve bu gün üçüncü gün.Bilge bebeğin annesi beşinci hastalığı geçirmişti yıllar önce küçük bir çocukken.Havale geçirmesin diye çok telaşlanmıştım.
Annelerin rutini olmuyor sanırım.Onların rutini çocuklarıyla ters orantılı seyrediyor.Yazmak eylemse bu gece eylem yapmaya geldim.Anneliğimi,nineliğimi bir kenara bırakarak,e, ne duruyorum ki.İki arada iki satır çiziktirip bekleyen işlerime dönmeliyim.Hakkıyla bir eylem gerçekleştirememenin hoş sıkıntıları bütün bunlar.
Bir kaç yıl önce bir yazı başlığımın adıydı zamandan çalmak.Şimdi yine çalıntı zamanlar demek istedim.Eylem yapmak için zamandan çalıyorum sevgili dostlarım.
Bir dize takıldı yine aklıma,bütün gün o dizeyle uğraştım durdum.Kısacık bir şeydi ve yine bulaşıkların içinde akıp gitti derken sanırım tutabildim.

çarpmazsa eğer
bir oduna
iletir ya su
elektriği
şarkılar söyler
kuşlara
yine
yalanlarla
boş ver sen

 ...Pınar Atay

 Neyse çok da önemli değil.Başkaları gelir onların yerine.
Yıllar önce de böyle olmuştu,gençlik heyecanıyla yazdığım onca şiiri,onca yazıyı kimse okumasın diye saklamıştım da birileri onu yırtmıştı.Yaz tatili dönüşü kapının girişinde defterimin yırtılmış parçalarını görmüştüm.O anki üzüntümü ve kırgınlığımı anlatmayacağım elbette.

horoz şekeri
unuttum çocukluğumu
kahve fallarında
...Pınar Atay

Alışkanlıklar ve sevdiklerimiz yıprandığında,yıpratıldığında yaşam umudumuz da kayboluyor değil mi sevgili defter.
Gençlik düşlerimin eskitilmesi,şiirlerimin ve yazılarımın yitip gitmesine çok da üzülmüyorum şimdi.Onlarla avunup dururdum yoksa.Yeni yazılar yazmazdım belki de kim bilir.
Oysa geriye dönmemek ve ileriye gitmek bir adım bir adım daha.Bir kaç yıl önce bıraktığım yazma alışkanlığına dönmek için çaba sarf ederken tam da, böyle bir konuya nereden geldim acaba.Yarını düşünmek bile istemiyorum neden mi.
Yarın bizim kızlar bana gelecek,bütün gün Bilge bebeğin ateşi,ilaçları ve kızlara hazırladığım mönüyle uğraştım durdum.Usumda kurgular,elimde mikser,ayaklarıma dolanan bebeyle birlikte.Hazırlıkları tamamladım ve koşa koşa eylem yapmaya geldim sayfama.
Kendi adıma yazmanın yeniden rutinleşmemesi için çalışıyorum.Alışkanlık yapmasın diye günün farklı zamanlarına bilerek ve isteyerek yayıyorum.Tekrardan uzak durarak.Her yazdığım gün bir kaç paragraf  fazla yazıyorum.Bir de aklıma ne gelirse kısmadan doğaçlama yazmayı seviyorum.
İçeriden bana sesleniyorlar eylemin bittiyse çay içelim diye. Eskimişliğimi çayla tazelemeye gidiyorum.Bir daha ki yalan zamanlarda görüşmek dileğiyle...
Yalanzaman(Pınar Atay)