23 Haziran 2014 Pazartesi

Kitaplık ve...


Ne yazmanız konusunda sıkıntı çekiyorsanız etrafa bakmanız yeterli.Sevgili defter senin cümlelerin yazmak için yeterli sanırım. Haiku şiirlerinde de bu öğretiler yer alıyor.Sorsanız bana anlatamam.Yeri ve zamanı geldikçe anımsanan bilgiler.
su damlası
söylenmemiş sözcükler
taşır sırtında...
Minik alarm'ı uyuturken,sessizliğin bu eve yakışmadığını farkettim ki diyafon çalmaya başladı.Komşumuz Ayla çarşamba için plan ve projelerini anlatıyor nefessiz,durmadan.Tamam,peki,bakarız kelimelerini seviyorum böyle anlarda.
Benimse aklım hala ev çıkarma günündeydi yani dün.Payıma düşen kitaplık temizliğiydi.Hanımefendiye söz vermiştim bir kere.Tozlanmış eski kitapları tek tek indirdim yerlerini sildim.Yerleştirmek için elime aldığım her kitap sararmıştı bazıları lime lime olmuş, zamanın eskimişliği sinmişti kapaklarına.Uzun zamandır kimsenin dönüpte bakmadığı o sarı solgun yazılar.
İnce memed ilk okuduğum romandı.Yıllar önce Avrat pazarındaki ev de keşfetmiştim ilk kitapları.Misafir odasının kapalı yüklükleri kitap doluydu o zamanlar,elime gelen ilk kitaptı İnce memed.Yazarın bir notu var ilk sayfalarda'Duvarın dibinde resmim aldılar/Ak kağıt üstünde tanıyın beni'Bu yazıyı sanki ilk defa okudum.Yeniden okumak istedim sayfaları çevirdikçe yazım dili ne kadar sade içten ve hala sürükleyen.Elimde bez ortalıkta kitaplar koltukta kendimi bulduğumda hanımefendinin sesiyle irkildim.Remzi Kitap evi yazıyordu kapağında 1960 basımı.Yine edebiyat tarihi dersleri adlı kitap 1939 baskılı kanaat kitabevinden çıkmış.Sanırım rahmetli babacığımın lise kitaplarından birisi.Selvili tepe,maceralı yıllar,Ümit,yine milliyet yayınlarından Pir Sultan Abdal,Karacaoğlan,Yunus,Divan şiirleri antolojileri.Babacığım divan şiirlerini çok severdi.Aruz  vezni ile yazdığı bir kaç şiirini Üniversite okul yıllıklarında okumuştum.Yıllıkları sarıp sarmaladım ve gizli geçitte indirdim.Açılıp okunmayı bekliyorlar sabırsızca.
Nutuk,Cumhuriyet ansiklopedileri,Türk klasikleri,mesnevi ve adını sayamadığım bir çok kitap tozları alınarak yerlerine yerleşti.Ansiklopedilerin birinin içinde mesleki bir gazetede babacığımın resmiyle karşılaştım.Altı yedi sene öncenin meslekte elli yılını dolduranlara verilen plaket törenininden kareler.Mesleğin duayeni diye yazmışlar,ulu çınarlara vefa.
Miniğim uyandı,ona tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalışıyorum bir yandan da.Minicik ellerini yıkadım.Bembeyaz saf temiz elleri.Bir de sakız çiğnemeyi öğrettim.Yazımı bitirene kadar sakız çiğneyecek,oyuncaklarıyla oynayıp hanım efendi ile aramızda paslaşacağız.Büyük annaneye git,Pınar annaneye git..Eteklerime yapışacak,rahatsız edecek.Bir yazıma bir kızıma gidip geleceğim döngüde.Umarım konu değiştirmeden ve unutmadan yazabilirim.
Yetmişli yıllarda babacığım bir hafta kadar eve gelmedi. Daha önce duyduğum konuşmalardan eylem yapacaklarını ve kepenk indireceklerini anlıyordum.Babacığımı aramaya geldiler ama evde değildi gittiği yeri bilmiyorduk.Meraklı bekleyişimiz sürerken şehrimizde ve diğer çevre illerde eczacılar eczane kapama eylemini başlatmışlardı. Türkiye de ilk kez yaşanan bir eylemdi.Eczacılık kamu görevi olduğundan ve hayati önem taşıdığından kanunen kapatılamazdı.
Ah! be babacığım ne güzel anlatırdın o günleri.Hani diskli çevirmeli telefonu radyonun mikrofonuna bağlaman ve telefon görüşmelerini komite arkadaşlarınla birlikte değerlendirmem yıllarca eczacıların arasında söylenen şehir efsanelerinden biriydi.
Sanırım Bilge sakızı yuttu.Tırtıklanmaya başlandım yine.Neyse kalan yarım sakızı da verdim az bir süre daha istiyorum,miniğimden.
Sağlık bakanlığı 1974 yılında ilaç fiyatlarını düşürmek için,yalnızca eczacı kar oranını düşürme kararı almıştı.Kar oranları düşen eczanelerin ayakta kalması imkansızdı ve Gaziantep eczacı odasının aldığı kararla bu eylem gerçekleşmişti.Boykot mutlu sonla bitmişti.Kar oranları yeniden kanunla düzenlenmişti.
Heyecanlı geçen çocukluğum kitaplıktaki bir gazete manşetinde saklanmış.Hanım efendi 'bitir artık,atacaklarını kenara ayır'diye seslendiğinde atacak kitap bulamadığımı söyledim.Elerim toz içindeydi,gözlüklerim puslu,saçlarım terden ıpıslak.Hepsini eski yerlerine yerleştirdim.Babacığımın anılarını ve ona ait sararmış,eprimiş eskimişliği yerinde bıraktım.Hanımefendinin yüzündeki gülücükleri hissettiğimde işim de bitmişti.Plaketi kutusundan çıkardım ilk rafa özenle yerleştirdim.
Unutmak bazen beyni dinlendirir.Anılarsa unutulmasın,anlattıklarımı okuyanlar,ayrı yaşam hikayelerinişte der geçerler belki.Torunlarımın ileride yazılarımı okumalarını istiyorum.Tanımadıkları dedelerini onlar da bu öykülerle tanırlar.Onlara da yön verir belki anlatılar.
Bilge kız hanımefendiyi çileden çıkardı.Yemek hazırlamam gerekli sevgil defter.Ne yazmak için geldim neler yazdım gidiyorum.Planlarım boşa çıkıyor.Etrafımdakileri yazmakla avunuyorum.
Görüşmek üzere sevgiler...
Pınar Atay

Haibun

Anlamı yitik günler bir biri ardınca geçip gitmekteydi. Anlatamadığı ve neden anlaşılmadığını sorgular olmuştu.

Anlamsız günler-
Yitik aranan zaman
Paşanın çayı

Saatler kaybettiği saatini aramakla geçer. Saatinin kolunda olduğunu fark etmeden.Çay ne kadar da sıcak, ağzı yanar.‘Çaya su katın’ dediğini kaç kez tekrarladı durdu halbuki.Kimse hiç kimse anlayamıyordu onu şimdilerde.Çocuklardan başka.

Zaman karışır
Sabah öğlen akşam
Ah! yaşlı bebek

Pınar Atay