27 Haziran 2014 Cuma

sona üç kala

Hayaller aslında gerçeklerden kaçma yolu değil, onları anlamanın bir yoludur.
- Lloyd Alexander
“Aşk’la geçeriz halden hale, takılmadan ne surete, ne söze.Alıntı”

Az kaldı,şunun şurasında üç gün daha yazacağım.Sonrasını bilemiyorum.İlk kez her gün yazmaya başladım ve üç gün sonra kendi rekorumu kırmış olacağım.Dayan pınar dayan.)
Taş gazeller mi
buraya gelinirken
Çığrılan
Sendeki çığlığı bir-
bilen mi oldu benden gidiyorken...
Yazmak disiplin istiyor elbette.
Her şeyin bir ilki olduğu gibi.Ben de anılarımdan başladım, biraz da kurgulayarak.Yazdıkça unutulan,anılar savrulmaya başladı belleğimde.Kendimi yazmasaydım,başkalarını nasıl yazardım diye düşünüyorum.
Ramazanla birlikte yine belleğimde değişiklikler oldu.Atay konağındaki kalabalık aile yaşamı şimdi başka bir atay malikanesinde devam ettirilmeye çalışılıyor.
Hanım efendi rahatsız bu günlerde.Ev halkından bir kısmı tatilde.Kaldık yine geceleri baş başa hanımefendiyle.Bu akşam 'ev ne kadar sessiz,sakinlikte yemeğin tadı olmuyor'diye dertlendi.Oysa benim için sessizlik yazmak demek.Aşk demek.Halden hale geçmek demek.Plan ve proğram bana göre olmadı hiç yaşamımda.
Üç yıldır üzerinde çalıştığım bir yazıma hala dönemiyorum.Bitirmek istiyorum olmuyor.Kırk yıldır bekleyen mektuplar açıldı.Sıraya kondu. El yazısı ve daktilo yazısıyla yazılan.Umarım bu ramazan bu projemi bitirebilirim.
Kardeşimin hastane sürecini de bitirmek istiyorum.Benim için çok önemli.Kardeşimle kader birliği edenler de göçtü gitti.Ameliyat eden doktor da.İki yılda kimlerle tanıştım,kimlerle yollarımız kesişti.Hayatın kızı Vesile,hüseyin amca,Orhan abi ve ailesi,Goncay hemşire,Sudenaz bebek,Fehim abi ve diğerleri.Ayrı ayrı konular...
Reddedilmişliklerin acısımıydı ya Rab
Hoyrat esen rüzgârda savruluşum
Hayattan çaldığım günlerim
Yoktu dünüm yarınımdan keserim …

Dünümüzü yazmaya devam edeceğim.Yarından kesilenlerle birlikte.

Bir çiçek vardı adı gelincik
Yaralıydı yüreği büküktü boynu
Bir çiçek
Bir çiçek vardı
Adı gelincik...

Biraz da eskilerden toplayabildiklerimi paylaşıyorum.Atışma yazardık bir zamanlar şair arkadaşlarla.Heceli şiir yazamam hiç,yazmaya çalıştıklarımdan örnekler sunacağım.
Sevdalı yürekte var bir canpare
Pınari de saklı sırdır bu yare
Olamaz hiç kimse bilse de çare
İstese de gelmez yar dedi gitti...

***
Uzar tan vaktine uzar da geceler
Dolanır usuma hasretten gülüşler
Pınari mahzun nereye bu gitmeler
Al yanağa çiy tanesi düşerse…

***

Leyla’dan geçer olduk mevla’ya gider olduk
Aşk ateşine düşerken sevdaya yol bulduk
Er gibi erlerin yolunda cana can olduk
Bakışına hayranım hayranım türkü gözlüm...

***

Harmanım kalbim de yar
Köz olmuş küllenmiş yar
Cümle aleme yaranan pınar
Bir sana yaranamadı yar...

***
Kendi gelişimimi kendim görmek adına,ileride bu yazıyı okuduğumda ne kadar güleceğim düşünemiyorum bile.

Aşk,yar ve diğerleri.Bir ara aşk şiiri ve aşka dair yazıları okumak bile istemedim. yukarıda yazdığım dizelerden sonraya denk gelir. Gerçek aşkın,gerçek aşk olduğunu anladığımda,anlamsız gelmeye başladı aşk şiirleri.
Sonra şiir vurdu,yeniden.
Teslim olurken aşka aşkla pervane...
Şair oğlumla tanışmam bu zamana denk düşer.Yine anılar başlayacak.Yarın ve diğer günlere de kalsın değil mi bu anlatılar.
Hayırlı ramazanlar dilerim.Görüşmek üzere...

Gökten mi bilinmez üç damla düşer
Oltu taşına
Pınar başına
Kurşun eriten şehir çivili çiçek kasabasına
Pınar Atay